23/1/2008 · Kategori: Dalgalanma
Hafta başında uluslararası piyasalarda başlayan ve Türkiye’de de etkili olan dalgalanmayla birlikte Amerikan ekonomisinde ve bazılarının Türkiye’de beklediği kriz çıktı mı-çıkmadı mı tartışması başladı. Bazılarına göre Türkiye’de kriz şimdiden çıkmış bile. Peki, yurt içi piyasalardaki bu hareketi kriz olarak veya kriz başlangıcı olarak yorumlayabilir miyiz?
Türk halkı olarak başımızdan birkaç kriz geçti. 1994 Nisan, 2001 Şubat krizleri hafızalarımızda oldukça taze. Yani, krizin ne demek olduğunu biliyoruz. GSMH’da küçülme, işsizlik oranında zıplama, büyük değer kaybına uğrayan TL. Bunun göstergeleri olarak da büyük bütçe açıkları, yanlış kur politikası, Hazineyi finanse eden Merkez Bankası vs. sayabiliriz. Şu anda yaşadıklarımız Şubat 2001 ve Nisan 1994 krizleriyle uyuşuyor mu? Uluslararası piyasalarda bir dalgalanma yaşadığımız gerçek. Şu anda bunun Türkiye’deki etkisi sınırlı oldu.
Ekonomide son duruma göz attığımızda büyümenin bir miktar yavaşladığını görüyoruz ve 2008’de de %5 civarında bir büyüme gerçekleşeceği öngörülüyor. Bunu kriz olarak nitelemek saçmalamak olur. İşsizlik oranın azalışında, büyüme oranındaki düşüşe paralel, bir duraklama var. Ancak buraya bakarak da kriz çığırtkanlığı yapamazsınız. Bütçe açığına baktığımızda, seçim yılı olmasına rağmen, hedeflenen bütçe açığının altında bir gerçekleşme var. Ancak burada biraz dikkatli olmamız lazım. Çünkü, faiz dışı harcamalar hedefin üzerinde gerçekleşti ve düşük bütçe açığına gelirlerin arttırılması ile ulaşıldı. Ayrıca, FDF hedefin altında kaldı. Bu nedenle bütçe konusunda kaygı duymamak için 2008’i de görmemiz gerekiyor.
Peki, bütün bunların ve yaşanan dalgalanmanın reel ekonomi üzerine bir kriz yaratacak kadar etkisi olur mu? Böyle olacağını düşünmüyorum. 2008’de Türkiye’de kriz olmayacak. Tabii iş burada bitmiyor. %5 büyüme ile daha fazla istihdam yaratıp, işsizlik oranını düşürmek için mikro reformlar şart. Şu anda hükümete yöneltilebilecek en büyük eleştiri bu. Mikro reformlar yapmaya niyetleri yok gibi.
17/8/2007 · Kategori: Dalgalanma
Amerika’daki emlak piyasalarında başlayan dalgalanma tüm dünyayı sarsmış durumda. Türkiye’de bundan payına düşeni aldı. Dolar kuru 1,40’ın üzerine, borsa 45.000’nin altına geldi. Şimdi merak edilen şey, bu durum Türkiye ekonomisini ne kadar etkiler.
Bu dalgalanmanın reel ekonomide enflasyona, büyümeye, istihdama zarar vereceğini düşünen yazarlar var. Dalgalanmanın bu seviyelerde kalmasının ekonomiye kalıcı zarar vermesini beklemek doğru olmaz. Enflasyon etkilense bile, en fazla bu dalgalanma orta vadede %4 hedefinin süresinin biraz daha uzatabilir. Büyümeye olumsuz etkisi olacağı, iç talebinin daralacağını öngörerek söylenebilir. Ancak iç talep hemen hemen 1 yıldır durgun, buna rağmen ekonomi ihracata dayalı olarak büyümeyi başardı. İhracat açısından kritik nokta, ihracat yaptığımız ülkelerin durgunluğa girip-girmeyeceğidir. Merkez Bankalarının likiditeyi genişletmeleri bunu engelleyebilir. Cari açık konusunda da bir şeyle yazmak gerekirse, uzun süredir devam eden likidite bolluğu tersine dönerse, cari açık zorunlu olarak azalır. Merak edenler için farklı ekonomi yazarlarının bu konudaki yazılarına aşağıda link veriyorum.
Ekonomitürk 1
Ekonomitürk 2
Deniz Gökçe 1
Deniz Gökçe 2
Uğur Gürses 1
Uğur Gürses 2
Seyfettin Gürsel
1/3/2007 · Kategori: Dalgalanma
Salı günü Türkiye’de bir dalgalanma yaşandı. Ancak bu dalgalanma tüm dünyada etkili olan bir dalgalanmaydı, hatta Türkiye bu dalgalanmayı en hafif yaşayan ülkelerden biri. Dünya borsalarında büyük düşüşler yaşandı. Çin borsası neredeyse %10, Dow Jones %3,5 ve Brezilya borsaı %7 civarinda değer kaybetti. Avrupa’da da durum farklı değil. Aynı gün, İMKB %5 değer kaybetti ve dolar 1,43’ü gördü.
Peki bu dalgalanmanın nedeni nedir? Başlıca neden, Amerikan ekonomisindeki durgunluk bekleyişleri. Açıklanan dayanıklı tüketim malı talebindeki düşüşle birlikte, eski FED başkanı Alen Greenspan’nin durgunluk beklentilerini açıklaması tüm dünyada bir dalgalanma başlattı. Tabi bunun sonucu olarak, Amerikan ekonomisinde faiz indirimi beklentileri oluştu. Eski beklentiler tam tersine bir faiz artırımının olup olmayacağı yönündeydi. Kimse faiz indiriminden bahsetmiyordu.
Dün de İMKB 342 puan düştü, ancak bugün ilk seansta 105 puanlık artış yaşandı ve dolar kuru da 1,41 seviyelerine geri geldi. Yani, piyasalarda sakinleşme belirtileri var.
İMKB’deki bu düşüşü Cari açığa bağlayanlar da var. Fakat, borsası %10 değer kaybeden Çin Cari İşlemler Hesabı fazlasına sahip. Yabancılar piyasadan çıktı böyle oldu yorumları da pek anlamlı değil. Piyasalardan yabancı çıkışı olumsuz gelişmelerin bir sonucudur, nedeni değil. Yoksa, hiçbir yatırımcı para kazandığı yerden, piyasadan çıkıyım da ülke krize girsin, diye çıkmaz.
Borsadaki yabancı payından şikayet edenlerin bir karar vermesi gerek: Yabancıları borsada istiyorlar mı, istemiyorlar mı? Adamlar piyasaya girse suç, çıksa suç.