• Arkadaşlarım

CARİ AÇIĞIN FİNANSMAN YAPISI DEĞİŞİYOR

13/6/2008 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

Ocak-Nisan döneminde Ödemeler Bilançosu gelişmeleri geçen yıla göre çok farklı bir duruma geldi. 2007 Ocak-Nisan dönemine göre, cari açığın finansmanında doğrudan yatırımların payında büyük oranda azalma var. Portföy yatırımları negatife dönmüş. Finansmanın en önemli kalemi olarak görünen borçlanmada geçen yıla göre yüksek bir artış var. Aşağıdaki tablo geçen yılın ve bu yılın bazı önemli Ödemeler Bilançosu kalemlerindeki gelişmeleri gösteriyor.

 


 

 

 

Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası

Not: Diğer Yatırımlar; uzun ve kısa vadeli ticari kredilerden, Merkez Bankasının Hükümetin ve bankaların kullandığı kredilerden ve MB ve bankalardaki mevduattan oluşuyor.  

 

2007 Ocak-Nisan döneminde doğrudan yatırımların cari açığa oranı %71 iken, 2008’de %28’e gerilemiş durumda. Portföy yatırımlarının cari açığa oranı 2007’de %56 iken bu yıl negatife dönmüş durumda. Diğer yatırımların oranı ise 2007’de negatif iken, 2008’de %87’ye çıkmış durumda.

 

DOĞRUDAN YABANCI SERMAYE YATIRIMLARINDA KÖTÜ SİNYAL

19/5/2008 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

Geçen hafta Hazine Müsteşarlığı Uluslararası Doğrudan Yabancı Yatırım Verileri Bülteni’ni yayınladı. Buna göre Türkiye’ye 2008’in Ocak ayında 1.239, Şubat.2ta 709 ve Mart’ta 2.433 milyon $’lık doğrudan yabancı yatırım girişi oldu. Ocak-Mart dönemi toplamı 4.381 milyon $ olarak gerçekleşti. 2007’de ilk üç ayda bu rakam 9.387 milyon $’dı. Yani geçen yıla göre %53’lük bir azalama var.

 

Doğrudan yabancı yatırımların 2006 ve 2007’de yüksek gerçekleşmesi sayesinde Cari İşlemler Hesabı açıkları konusunda endişelenmeye gerek yoktu.  2006 ve 2007’de cari işlemler hesabı açığının yaklaşık %60’ı doğrudan yatırımlarla finanse ediliyordu. Ancak bu yıl benzer bir performans sergilenemeyecek gibi görünüyor. (Bu konuyla ilgili daha önce şu yazıyı yazmıştım.)

SON BEŞ YILDA CARİ AÇIĞIN VE FİNANSMANININ GELİŞİMİ

16/2/2008 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

2007 Ödemeler Dengesinin açıklanmasıyla birlikte bir süredir gündemde olmayan cari açık tartışmaları yeniden başladı.2007 yılında cari açığın beklentilerin üzerinde gerçekleştiği söyleniyor. Büyümenin yavaşlamasına rağmen cari açık yükselmeye devam ediyor deniyor. Öncelikle bu bakış açısının günümüz koşullarına uygun olmadığını belirtelim. Ülkelerin döviz giriş-çıkışlarını takip etmek için sadece cari işlemler hesabına bakmak yanıltıcı sonuçlar verebilir.

 

Türkiye, 2001 krizinden sonra alınan önlemler, yapılan reformlar sonucunda 2002-2006 döneminde oldukça iyi bir ekonomik performans gösterdi. Bu sürede Türkiye’ye yurt dışında duyulan güven de arttı. Bunun sonucunda özelikle 2003’ten itibaren sürekli artan miktarlarda yabancı sermaye Türkiye’ye gelmeye başladı. Yurt içine giren yabancı sermaye kısa vadeli sermaye, uzun vadeli sermaye ve doğrudan yatırımlar olarak yurt içine giriyor ve bunlar ödemeler dengesinde oldukça önemli paya sahipler. Ancak cari açıkla ilgili konuşmalarının birçoğunda ödemeler dengesinin sermaye ve finans hesapları göz ardı edilerek cari işlemler hesabından hareketle felaket senaryoları üretiliyor.

 

Sürekli olarak kullanılan argümanlar, cari açığın bu haliyle sürdürülemez olduğu ve bir şey yapılması gerektiği. Ancak bu yapılması istenilen şey hiçbir zaman tanımlanmıyor. İthalat kotaları mı, ithal ikameci politikalar mı ya da döviz kurunun yükselmesi mi kastediliyor?

 

Benim burada asıl dikkat çekmek istediğim şey, yukarıda da bahsettiğim gibi, ödemeler dengesini okurken sadece cari işlemler hesabına değil, ödemeler dengesinin tamamına bakmak gerektiği. Böyle bakınca neler gördüğümüzü aşağıdaki tablolardan inceleyelim.

 

(Tablolarda 2001 ve 2002 yıllarını kullanmadım. 2001’de yaşanan kriz sonucu GSMH %9 küçülmüştü. Bu küçülmenin ithalat üzerine ve döviz kurundaki yüksek değer artışının da ihracat üzerine etki yapması sonucunda 2001’de dış ticaret fazlası verilmişti. Kriz etkilerinin devam etmesi nedeniyle 2002 yılına da yer vermedim. Karşılaştırma yapabilmek için 2000 yılı verilerini kullandım.)

 

 

Tablo-1

 

2000

2003

2004

2005

2006

2007

Cari İşlemler Hesabı (milyar $)

-9.800

-8.036

-15.599

-22.604

-32.193

-37.996

Cari Açık/GSMH (%)

-4,9

-3,4

-5,3

-7,5

-7,9

-7,5/-8,0*

* 2007 GSMH’sı açıklanmadığı için ben kendi tahminimi yazdım. Gerçekleşen oran farklı olabilir, ancak çok büyük fark olacağını sanmıyorum. (Daha önce bu oranı %8,9 olarak yazmıştım. Ama cari açığın %18 civarı arttığı bir dönemde bu oranın %7,9'dan %8,9'a çıkması, büyümeyi de göz önüne alırsak, anlamlı değil. O nedenle bu oranı güncelledim.)

 Kaynak: TCMB Elektronik Veri Dağıtım Sistemi

 

Cari açıkla ilgili yapılan kötümser yorumların temelinde yatan düşünce yukarıda gördüğünüz tablo-1’de özetlenmiştir. Bu görüşe göre cari açık/GSMH oranı belli bir oranın üzerine çıktığında kriz kaçınılmazdır. Bu oran 2000’de -%4,9’du ve 2001’de Türkiye tarihinin en şiddetli krizini yaşadık. Hemen belirtelim bu oran 1993’de -%3,5’di ve 1994’te yine şiddetli bir kriz yaşamıştık.

 

Tablo-1’de 2003 sonrasına baktığımızda cari açık/GSMH oranının giderek büyüdüğünü görüyoruz. Bu tabloyla karşılaşan bir çok kişi eski alışkanlıkla yine kriz beklentisine giriyor. Ancak beklenen döviz krizi bir türlü gerçekleşmiyor. Demek ki ekonomi de bir şeyler değişmiş olmalı.

 

 

 

 

 Tablo-2

 

2000

2003

2004

2005

2006

2007

Doğrudan Yabancı Yatırım (milyon $)

982

1.752

2.885

10.029

19.919

21.873

DYY/Cari Açık (%)

10

21,8

18,5

44,3

61,8

57,5

Kaynak: TCMB Elektronik Veri Dağıtım Sistemi

 

Tablo-2’de Türkiye’de yapılan doğrudan yabancı yatırım miktarını ve bu miktarın cari açığa oranını, yani cari açığın ne kadarının doğrudan yatırımla finanse edildiğini, görüyoruz. 2003’ten sonra yurt içinde yapılan doğrudan yabancı yatırımların sürekli arttığını ve bu yatırımların giderek cari açığın daha büyük bir bölümünü finanse ettiğini görüyoruz (2007’de 2006’ya göre bir düşüş var). Cari açıkla ilgili en önemli endişelerden biri finansmanının kısa vadeli sermaye ile yapılması olmuştu. Ancak 2000 yılında cari açığın %10’nu finanse eden doğrudan yatırımlar 2005’te %44’nü, 2006’da %62’ni ve 2007’de %58’ni finanse eder hale gelmiş.

 

Tablo-2 cari açıkla ilgili yorum yapılırken sıklıkla göz ardı edilen iki gelişmeyi gösteriyor. 1. Türkiye giderek daha fazla yabancı sermaye çekebilen bir ülke olmuştur ve 2. Cari açığın finansman kalitesi artmıştır. Bu nedenle cari açıktan eskisi kadar korkmamıza gerek yok.

 

Hemen belirtelim ki 2007’de DYY/cari açık oranı 2006’ya göre bir miktar düşmüş ama yine de oldukça yüksek bir oranda seyrediyor.

 

Son olarak cari açığın 2007’de 2006’ya göre %18 arttığını ve bu artış oranının önceki yıllarda %40’ın üzerinde olduğunu belirtelim. Büyüme yavaşlamasına rağmen cari açık artışı yavaşlamadı iddialarının da doğru olmadığını belirtelim.

2007 YILINDA SEKTÖRLERE GÖRE İTHALAT

15/2/2008 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

2007 yılında ihracat %25,3 artarak 107,154 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde ithalat %21,8 artarak 169,987 milyon dolar oldu. Dış ticareti açığının ya da cari işlemler açığının döviz açığını gösterdiğini zaman zaman basında duysak da bu doğru değil. Ülkenin döviz açığını-fazlasını görmek için ödemeler dengesinin tamamına bakmak gerekiyor. Cari açık verdiğimiz dönemlerde Merkez Bankasının döviz rezervlerini arttırmasını da böyle açıklayabiliriz. Sermaye hesabı ile cari işlemler hesabını bir arada değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin döviz fazlası veren bir ülke olduğunu görüyoruz. Ödemeler bilançosundan bahsetmeyi bir başka yazıya bırakalım. Bu yazıda sektörlerin ithalat içindeki paylarına bakalım.

                              

 

                      2007 Yılı İthalatı

 

Toplam Değer (milyon $)

İthalat İçindeki Pay           (%)

Toplam İthalat

169,987

100.0

Sermaye (Yatırım) Malları

27,040

15.9

Ara (Ham madde) Malları

123,574

72.7

Tüketim Malları

18,697

11.0

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu (www.tuik.gov.tr)

 

 

Türkiye yaptığı ithalatın çok büyük bir bölümünü üretimde kullanıyor. Tüketim malı ithalatını çıkarırsak, yapılan ithalatın %89’u üretime yönelik ithalat. Bu bize Türkiye’nin büyüme devam ettiği sürece ithalat yapması gerektiğini gösteriyor.

 

 Yine sıkça duyduğumuz cari açığın kısa vadeli sermaye ile finanse edildiği söylemi de doğru değil. Tam tersine cari açık, uzun vadeli sermaye ve doğrudan yatırım ile finanse ediliyor. Bu konuyla ilgili birkaç ay önce şu yazıyı yazmıştım.   

CARİ AÇIĞIN FİNANSMANI

15/11/2007 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

Bir zamanlar ekonomiyle ilgili bir şey söyleyecek olan herkes cari açıkla başlar, cari açıkla bitirirdi laflarını. Cari açık büyük bir riskdi, kısa vadeli yatırımlarla finanse edilmesi riski daha da arttırıyordu. Dolar kuru 2 YTL yapılıp bu açıktan kurtulmak gerekiyordu.

 

Bu söylemler Nisan ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile birlikte bir anda kesildi. Bunda gündemin ekonomiden siyasete kayması, cari açık riskinin bir türlü ekonomik krize neden olmaması etkili oldu. Bu dönemde bir şey daha oldu. Deniz Gökçe’nin o dönem yazdığı ve buradan da link verdiğimiz yazı da bahsettiği gibi cari açığın finansmanında uzun vadeli yatırımlar ve doğrudan yatırımların payı arttı.

 

TCMB Başkanı Durmuş Yılmaz’ın Bakanlar Kurulu Sunumunda Ödemeler Bilançosu ile ilgili kısımda bu gelişmeye değinilmiş. Oradaki grafiği buraya aktarıyorum.

 

 

                                          2000 yılı           2007 yılı (Eylül 2007)

                                              (12 aylık birikimli, yüzde)

 

Kısa vadeli sermaye            59,7                  -11,1

 

Uzun vadeli sermaye           43,5                    94,1     

 

Doğrudan yatırım                10,4                    64,5

 

                 Kaynak: TCMB Bakanlar Kurulu Sunumu

 

 

Kısa vadeli sermaye ile finanse edilen cari açığın kırılganlık yarattığı söyleniyordu. Gerçekten de siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklardan, dalgalanmalardan etkilenen kısa vadeli sermaye ülkeden çıkarak cari açığın finansmanında problem yaratabilir. Ancak yukarıdaki tabloya göre, son 8 yılda Türkiye’de cari açığın finansmanının kalitesinin arttığını görüyoruz. Uzun vadeli sermayenin cari açığın %94’nü, doğrudan yatırımların %64,5’ni finanse ettiği durumda cari açıktan büyük bir risk olarak bahsetmek yanlış olur.

ÖDEMELER DENGESİ

27/9/2007 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

 

Büyüme rakamlarının açıklanmasından sonra, cari açığın büyümenin yavaşlamasına rağmen azalmadığı yönünde tartışmalar olmuştu. Buraya TCMB’nın son Ödemeler Dengesi Raporundan bazı kısa bilgileri aktarıyorum. Raporda 2007’nin ilk yarısındaki ödemeler dengesindeki gelişmeler açıklanmış. Bu rapora göre;

 

2007’nin ilk yarısında ihracatta yüksek artışlar devam etti, ithalat yavaşladı. AB bölgesindeki canlı talep Türkiye’nin yüksek ihracat artışlarına olumlu katkı yaptı. İthalat tarafında ise, iç talebin yavaşlaması ve petrol fiyatlarının geçen yılın aynı döneminin altında olması ithalat yavaşlamasının nedenleri oldu.

 

İhracat artışına en büyük katkı motorlu kara taşıtları ve ana metal sanayi sektörlerinden geldi. İthalat artışının belirleyicisi ise ara malı ithalatı oldu.

 

İhracat fiyatları, ithalat fiyatlarından  daha fazla arttığı için dış ticaret hadleri lehimize gelişti. Fiyat etkisinden arındırıldığında da, ihracattaki reel artışlar ithalattaki reel artışların üzerinde.

 

Sermaye ve Finans Hesabına baktığımızda, 2007’nin ilk yarısında 32,2 milyar dolar sermaye girişi oldu. Bu dönemde finansman yapısında

   doğrudan yatırımlar ile özel sektörün ve bankaların kullandığı uzun vadeli krediler belirleyici oldu.”

NİSAN AYI DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ

31/5/2007 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

Tuik Nisan ayı dış ticaret istatistiklerini bugün açıkladı. Nisan ayında ihracat %28,3, Ocak-Nisan döneminde ise %25,3 arttı. Nisan ayı ithalat artışı %10,6’da kalırken, Ocak-Nisan döneminde ithalat %15,4 arttı. Oranlardan da anlaşılacağı gibi hem Nisan ayında, hem de Ocak-Nisan döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı da artmış oldu.

 

Sektörel olarak baktığımızda, ihracat artışının kaynağının imalat sanayi ihracatındaki artış olduğunu görüyoruz. Bu sektörde ihracat Nisan ayında yaklaşık %30 artarken, Ocak-Nisan’da yaklaşık %26 artmış.

 

Sektörler itibariyle ithalatta ise, Nisan ayında en yüksek artışın hammadde (ara malı) ithalatındaki yaklaşık %16’lık artış olduğunu görüyoruz. Bu kalemde ilk dört ay itibariyle artış da yaklaşık %22 olmuş. Sermaye (yatırım) malı ithalatı artışı ise oldukça sınırlı kalmış. Aylık %2’nin biraz üzerinde, 4 aylık yaklaşık %3 artmış. Tüketim malı ithalatı ise Türkiye ekonomisindeki iç talep durgunluğundan etkilenmiş ve her iki dönemde de azalmış, aylık -%8 ve dört aylık -%3.

DENİZ GÖKÇE: CARİ AÇIK NEDEN KONUŞULMUYOR

15/5/2007 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

           Neredeyse bir aydır ülkede siyaset diğer herşeyin önüne geçti. Cumhurbaşkanlığı, erken seçim, 367, 184 derken Fenerbehçenin şampiyonluğu da, eurovizyon da arada kaynadı. Ekonomiyi hiç sormayın zaten bugünlerde pek ilgilenen yok. Böyle olunca ekonomi yazıları da azalıyor. Mesela hatırlarsınız bir zamanlar cari açık diye bir dudağı yerde bir dudağı gökte bir canavar vardı. Dı diyorum, çünkü cari açıktan şikayet edenlere bir şeyler oldu sanırım. Artık hiç bahsetmez oldular açıktan. Acaba buda mı siyasetin öne çıkmasının etkisi? Deniz Gökçe bugünkü yazısında cari açığın neden gündemden düştüğünü açıklamış. Benim gibi merak edenler için. Burdan ulaşabilirsiniz. 

MART AYI DIŞ TİCARET VERİLERİ

1/5/2007 · Kategori: Dis Ticaret-Cari Acik

Mart 2007 ve Ocak-Mart 2007 dış ticaret verileri Tüik tarafından açıklandı. İhracat 2007 Mart ayında 2006 Mart ayına göre %20, ithalat %11,8 arttı. 2007 Ocak-Mart döneminde de ihracatın artış oranı ithalattan daha yüksek. (İhracat%24,2, ithalat %17,6). Böylece ihracatın ithalatı karşılama oranında da artış oldu. Mart ayında bu oran %68,6, Ocak-Mart döneminde ise %66,5.

 

Benim esas olarak bahsetmek istediğim şey ithalatın alt kalemleri. İthalattaki %11,8’lik artışın nedeni ara malı ithalatı. Ara malı ithalatı hem değer olarak artmış, hem de ithalatın içindeki payı artmış. Sermaye malı ithalatı değer olarak artmış, pay olarak azalmış. Tüketim malı ithalatı ise hem değer hem de pay olarak azalmış. Bu durumda GSMH rakamlarından anladığımız iç talebin düşüşünün 2007’nin ilk çeyreğinde de devam ettiğini görüyoruz. Ekonomi de talep baskısı diye bir şey olmadığını görüyoruz. İthal edilen ara malı ile yapılan üretim ihracat ediliyor. Bu yıl ki büyüme rakamlarında büyümeyi sağlayan harcama kalemi olarak ihracatı göreceğiz, sanırım.

Site Meter